yine aynı martıyla rastlaştık geçenlerde. o yakalayamadığı balıklarından dem vurdu, ben aklı ortadan kaldırmadan hakikâte erişmenin imkânsızlığından. o onun derdinin daha çok ve daha mühim olduğunu söyledi, ben mutlu olmayı öğrenmesi gerektiğini. o bütün mevcudiyetiyle bana sadık olabileceğini söyledi, ben yüzündeki yalnız rüya görenlere mahsus gülümsemeyi. o ait olmak istedi ve aidiyet dedi, ben mevcut olmasını istedim ve mevcudiyet dedim.
~ hülasa, martı bu ya, anlaşamadık bi' türlü leylâ'yla. o uçtu ivedilikle yurduna, ben yine hüzünle bir başıma.